İskelet Sistemi

 

İSKELET SİSTEMİ

         Vücudumuzda, hareket edebilmemizi sağlayan yapılardan biri kemiklerimizdir. Kemiklerimiz serttir ve düşme, çarpma gibi kazalarda kırılabilir. Kemik kırıldığında bulunduğu bölgeyi hareket ettirmek güçleşir. Kemiğin kaynaşıp tekrar eski hâline gelmesi gerekir. Kırılan kemiğin olduğu bölge alçıya alınarak hareketsiz kalması ve kemiğin kaynaşması sağlanır.

         Hareket etmemizde rol oynayan iskeletimiz kemiklerin birleşmesiyle oluşur. Yetişkin bir insan iskeletinde yaklaşık 206 kemik vardır. Bebeklerin iskeletinde daha fazla kemik bulunur. Bu kemiklerden bazıları bebek büyürken kaynaşır.

         Vücudumuzdaki kemikler şekillerine göre uzun, kısa ve yassı kemikler olarak gruplandırılabilir. Uzun kemikler, kol ve bacaklarımızda; kısa kemikler, el ve ayak bilekleri ile omurgamızda bulunur. Göğüs, kafatası ve kaburga kemikleri ise yassı kemiklerden oluşur.

         İskeletimizde dört temel kısım bulunur:

         Birincisi, beynimizin içinde bulunduğu ve onu dış etkilerden koruyan kafatasıdır. Kafatası, bir motosiklet sürücüsünün kafasına taktığı kask gibidir. Kaskın kafayı koruması gibi, kafatası da beyni korur.

         İskeletin ikinci temel kısmı omurgadır. Omurga, boynumuzdan başlayıp sırtımız boyunca uzanır. Elimizle boynumuza veya sırtımızın ortasına dokunduğumuzda omurga kemiklerimizi hissedebiliriz.

         Omurga, vücudumuzun dik durmasını sağlayan iskeletin, önemli bir kısmıdır. Kısa kemiklerin üst üste dizilmesiyle oluşmuştur. Şekli “S” harfine benzeyen omurga, içerisinde bulunan yapıyı korur. Boyun kısmındaki omurga kemikleri, başımıza destek vererek onu dik tutabilmemizi sağlar.

         İskeletin üçüncü temel kısmı göğüs kafesidir. Göğüs kafesi, kaburga kemiklerinden oluşur ve kalp, akciğer gibi hayati organlarımızı dış etkilerden korur.

         İskeletimizin dördüncü temel kısmı olan kollar ve bacaklarımızla hareketlerimizin büyük bir kısmını yapmaktayız. Yürürken üst ve alt bacak kemiklerimiz vücudumuza destek sağlar.

 

EKLEM

 

         Günlük hayatımızda sürekli hareket ediyoruz. Bu hareketlere olanak sağlayan iskeletimizi oluşturan kemikler bir yapbozun parçaları gibidir. İskeletimizin oluşması ve işlevini yerine getirebilmesi için kemikler nasıl bir araya gelmiştir?

         Kemik çeşitlerini ve bunların birbirine nasıl bağlandığını inceleyelim:

         Tavuğun kanat ve bacaklarında bulunan kemikler, bizim kol ve bacaklarımızdakiler gibi uzun kemiklerdir. Kemiklerin birbirine bağlandığı yerler eklemlerdir.

         Bacaklarımızı bükmeden yürümeyi, parmaklarımızı, bileğimizi ve kolumuzu oynatmadan yazı yazmayı deneyelim. Bu hareketleri yapabiliyor muyuz?

         Bu ve benzer hareketleri eklemlerimiz yardımıyla gerçekleştirebiliriz. Çünkü eklemlerimiz kemiklerimizi birbirine bağlayarak hareket etmemize olanak sağlar. Örneğin, el, ayak, diz ve dirseğimizdeki eklemler hareketlerimize olanak sağlar.

         Omurga ve göğüs kafesini oluşturan kemikler arasında da eklemler vardır. Fakat bu eklemler el ve ayaklarımızdakiler kadar hareketli değildir. Buradaki eklemlerin hareketi sınırlıdır.

         Peki, hareket etmeyen eklemlerimiz de var mıdır? Vücudumuzda hareket etmeyen eklemler de vardır. Örneğin kafatası kemikleri arasındaki eklemler hareket etmez.

 

İSKETİN GÖREVLERİ

 

         İskeletimizi oluşturan kemiklerin eklemlerle bir araya geldiğini ve hareketlerimize yardımcı olduğunu öğrenmiştik.

         Bez bebek, içine koyduğumuz tel desteği sayesinde dik durabilmektedir. Benzer şekilde dik tutmak ve yıkılmasını engellemek için binalarda betonun içine demir çubuklar konulur. İnsanların da, dik durabilmesi için vücutlarının içinde sert kemiklerden oluşan iskeletleri vardır. İskelet, hareket etmemizi sağlamanın yanında vücudumuza şekil verir ve destek sağlar. İskeletin bir başka görevi de iç organlarımızı dış etkilerden korumaktır.

 

Kaynakça

İlköğretim Fen ve Teknoloji 4. Sınıf Ders Kitabı  

Tavaslı Matbaacılık, İstanbul 2009

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz